Söyleşiler

  • İLK KİTAP İLK AŞK GİBİDİR BİR TÜRLÜ KABUK BAĞLAMAZ
    İLK KİTAP İLK AŞK GİBİDİR BİR TÜRLÜ KABUK BAĞLAMAZ

     

    İlk kitabımın yayın tarihinden bu yana çeyrek asır geçmiş.

    O günlerde neler yaşadığımı doğrusu hatırlamıyorum.

    Mizaç olarak da geriye dönüp bakmaktansa ileriye bakmayı yeğliyorum; neler yaptığımı değil de neler yapabileceğimi düşünmek bana daha anlamlı geliyor.

    Zaten çeyrek asır sonra geriye dönüp baktığımızda bulduklarımız, hatırladıklarımız “sıcağı sıcağına” yaşananlar olamıyor ne yazık ki. O zaman genellikle geriye dönüp baktığımızda bulduklarımızdan, hatırladıklarımızdan yola çıkarak, hatıralarımızı “bugün”den geriye doğru inşa ediyoruz. Dolayısıyla hatıra olarak okuduklarımız da bir yanıyla “kurmaca” oluyor.

    Şimdi kendime, ilk kitabımın yayımlanmasıyla birlikte yaşadıklarıma dair bir hikaye kurmak istemiyorum. Sadece birkaç yaşanmışlık anılabilir belki.

    1983 yılında üniversiteyi bitirince Ankara’dan Balıkesir’e döndüm ve 2010 yılına kadar orada yaşadım.

    Taşrada tutunabilmek, edebiyatın gündeminden kopmamak için sık sık İstanbul’a giderdim. İstanbul’a gidişlerimin, Ankara’da yaşayan dostlarla da buluşma fırsatı olsun isterdim. Uygunsa rahmetli Ramazan Dikmen ya da Ömer Lekesiz (Necip Tosun seyahati sevmeyen biri olarak genellikle gelmezdi.) gelir ve Hasan Aycın’ın bürosunda dertleşirdik.

    Böyle bir seyahatimde Hasan Aycın, görsel malzemenin bolca yer aldığı epey kalın, kuşe kağıt bir kitabın sayfaları arasında sakladığı bir resmi çıkarıp bana gösterdi. Bir gün kitabım yayımlanırsa, görsel olarak o resmi kullanacağını söyledi. İçimde tuhaf bir eziklik hissettim. Çünkü kitabımın yayımlanma ihtimali zayıftı. Ortalıkta bu tür kitaplar basan yayınevleri çok azdı.

    Sonra talih yüzümüze güldü. Yedi İklim dergisi yayıncılığa da başlamıştı.

    1990 yılıydı; ilk öykümün yayımlanmasının üzerinden sekiz yıl geçmişti.

    Kitabımın Yedi İklim yayınları arasından çıkabileceği haberini aldım. Hemen dosyayı alıp Hasan Aycın’a gittim. Kitabımda o görsel kullanıldı.

    Gidenler Gidenler böylece yayımlanmış oldu.

    O zamanlar dağıtım sıkıntısı vardı. Yedi İklim ve ben ulaştırabildiğim yerlere ve kişilere yolladık. Hâlâ elimde otuz-kırk tane o baskıdan kalma kitap vardır. Sarardılar, soldular, bütün hatıralar gibi. 

    Gönlümden hep öykü yazdıktan sonra en azından bir kısmını dergilerde yayımlamayıp kitaba saklamak geçmiştir. Ama mizaç işte; bir öyküyü bitirdiğimde hemen yakın çevreme yollar ve onların tepkisini almak isterim. Hatta tepki vermekte geciken olursa telefonla, maille sıkıştırırım. Öykümün yayımlandığı dergi önüme geldiğinde de ilk önce kendi çalışmamı okurum. Hal böyle olunca kitabım yayımlandığında yaşadığım coşkuyu varın siz düşünün; hele ilk kitabın coşkusunu…